2026 İlk Yarı Kimyasal Regülasyon Radar: Küresel Uyum Gündemi Hızlanıyor
2026 yılının ilk yarısı, kimyasal yönetimi, ürün güvenliği ve sürdürülebilirlik mevzuatı açısından oldukça hareketli geçti. Dünyanın farklı bölgelerinde yetkili otoriteler; kimyasal kayıt sistemlerini güçlendirmeye, tehlike iletişimi kurallarını güncellemeye, PFAS ve SVHC gibi yüksek öncelikli maddeler üzerindeki kontrolleri artırmaya ve dijital ürün bilgisi altyapılarını mevzuata daha güçlü şekilde dahil etmeye devam etti.
Bu gelişmeler şirketler için açık bir mesaj veriyor:
Kimyasal mevzuat uyumu artık yalnızca SDS hazırlamak, etiket düzenlemek veya kayıt dosyası oluşturmakla sınırlı bir konu değil. Ürün formülasyonu, hammadde seçimi, tedarik zinciri yönetimi, ithalat süreçleri, pazar erişimi, sürdürülebilirlik beyanları ve müşteri talepleri artık aynı uyum stratejisinin parçaları olarak birlikte ele alınmak zorunda.
Kuzey Amerika:
Tehlike İletişimi ve PFAS Raporlaması Ön Planda
ABD'de OSHA'nın Tehlike İletişim Standardı kapsamında uyum sürelerini uzatması, üretici, ithalatçı ve dağıtıcı firmalara SDS, etiket ve sınıflandırma süreçlerini güncellemek için ek zaman sağladı. Ancak bu ek süre, firmalar için "rahatlama" olarak değil; mevcut doküman altyapısını gözden geçirmek için önemli bir hazırlık fırsatı olarak görülmeli.
EPA'nın TSCA kapsamındaki PFAS raporlama takviminde yaptığı düzenlemeler ise PFAS envanteri, geçmiş ürün kayıtları, hammadde bilgileri ve tedarikçi beyanlarının önemini artırıyor. PFAS artık sadece çevresel bir gündem değil; ürün uygunluğu, müşteri talepleri ve pazar erişimi açısından da kritik bir risk başlığı haline gelmiş durumda.
Kanada tarafında ise DSL güncellemeleri ve Kanada–ABD tehlike iletişimi uyumlaştırma çalışmaları, Kuzey Amerika pazarına ürün sunan firmalar için yakından takip edilmesi gereken gelişmeler arasında yer alıyor.
Avrupa Birliği:
PFAS, SVHC, Deterjanlar ve Dijital Ürün Pasaportu
Avrupa Birliği'nde 2026'nın ilk yarısı özellikle PFAS, SVHC, deterjanlar, kozmetik ürünler, bitki koruma ürünleri ve dijital ürün bilgisi altyapıları açısından dikkat çekici gelişmelere sahne oldu.
PFAS kısıtlama süreci, ECHA komitelerinin değerlendirmeleri ve kamu istişareleriyle ilerlemeye devam ediyor. Bu süreç yalnızca PFAS üreticilerini ilgilendirmiyor. PFAS içerebilecek hammaddeler, yardımcı kimyasallar, kaplamalar, ambalajlar, tekstil ürünleri, elektronik ekipmanlar ve endüstriyel ürünler de bu gündemin doğrudan içinde.
Aday Liste'ye yeni SVHC maddelerin eklenmesi ise özellikle eşya üreticileri, ithalatçılar ve marka sahipleri için önemli. Bu gelişmeler; tedarikçi beyanlarının güncellenmesi, SCIP bildirimi, müşteri bilgilendirmesi ve ürün uygunluk kontrollerinin yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor.
Yeni AB Deterjanlar Yönetmeliği, kozmetik ürünlerde yeni madde kısıtlamaları, bitki koruma ürünlerinde dijital etiketleme adımları ve ESPR kapsamında Dijital Ürün Pasaportu altyapısı da Avrupa pazarına ürün sunan firmalar için ürün bilgisi yönetimini stratejik bir konu haline getiriyor.
Artık ürün uygunluğu sadece fiziksel ürünle sınırlı değil. Ürünün dijital verisi, bileşen bilgisi, sürdürülebilirlik iddiası, güvenli kullanım bilgisi ve tedarik zinciri kanıtları da uyumun ayrılmaz parçası haline geliyor.
Türkiye:
2026'nın En Kritik Başlığı KKDİK
Türkiye için 2026'nın ikinci yarısına girerken en kritik gündem başlıklarından biri KKDİK süreci.
KKDİK geçici kayıt takvimi, kayıt ücretleri ve tedarik zinciri yükümlülükleri; kimyasal madde imal eden, ithal eden veya kimyasal içeren ürünleri piyasaya arz eden firmalar için doğrudan operasyonel risk oluşturuyor.
Bu süreci sadece "kayıt numarası alma" işi olarak görmek doğru değil. Firmaların aşağıdaki başlıkları birlikte değerlendirmesi gerekiyor:
Madde ve hammadde envanteri
CAS/EC doğrulaması
Tonaj bandı analizi
Tedarikçi ve OR kapsam kontrolü
SDS/GBF uygunluğu
Müşteri talepleri ve beyan süreçleri
İthalat sürekliliği
Alternatif tedarikçi riski
Özellikle ithalatçı firmalar için konu artık yalnızca lojistik veya gümrük operasyonu değil. Kimyasal kayıt yükümlülükleri, ürünün pazara erişimini ve tedarik sürekliliğini doğrudan etkileyebilecek bir risk alanına dönüşmüş durumda.
Bu nedenle KKDİK süreci; satın alma, ithalat, kalite, satış, mevzuat ve üst yönetim tarafından birlikte takip edilmesi gereken bir konu olarak ele alınmalı.
Birleşik Krallık:
AB'den Ayrışan Ayrı Bir Uyum Gündemi
Birleşik Krallık, Brexit sonrasında AB'den ayrışan ancak kendi içinde kimyasal uyumu güçlendiren bir düzenleyici rota izliyor.
GB CLP, BPR, PIC ve UK REACH kapsamındaki güncellemeler, Birleşik Krallık pazarına ürün sunan firmaların AB uyum dosyalarını otomatik olarak yeterli kabul etmemesi gerektiğini gösteriyor.
Alternatif Geçiş Kayıt Modeli, PFAS planı ve SVHC aday liste çalışmaları, UK pazar erişiminde ayrıca takip edilmesi gereken başlıklar arasında.
Bu nedenle AB ve Birleşik Krallık pazarları için ürün uygunluğu birlikte düşünülmeli; ancak ayrı mevzuat dosyaları ve ayrı takip süreçleriyle yönetilmeli.
Asya-Pasifik:
GHS, RoHS, K-REACH ve Yeni Kimyasal Yönetimi
Asya-Pasifik bölgesinde de 2026'nın ilk yarısında kimyasal envanter, GHS uyumu, RoHS, yeni kimyasal madde yönetimi ve tehlikeli kimyasalların güvenliği alanlarında önemli gelişmeler yaşandı.
Çin; yeni kimyasal maddelerin çevresel yönetimi, elektrikli ve elektronik ürünlerde tehlikeli maddelerin kısıtlanması, GHS uyumu ve tehlikeli kimyasalların güvenliği alanında düzenleyici çerçevesini güçlendirmeye devam ediyor.
Güney Kore'de K-REACH kapsamında daha önce gizli tutulan bazı madde kimliklerinin açıklanmasına yönelik hazırlıklar ve ortak kayıt, veri sunumu ve OR transferleriyle ilgili değişiklik önerileri dikkat çekiyor.
Tayvan'ın GHS Revizyon 8 çalışmaları, Japonya'nın öncelikli değerlendirme kimyasal maddeler listesi güncellemeleri ve Vietnam'ın yeni Kimyasallar Yasası uygulama adımları da Asya pazarına ürün veren firmalar için ülke bazlı takip ihtiyacını artırıyor.
Bu bölgede faaliyet gösteren veya bu pazarlara ürün gönderen firmalar için tek bir "Asya uyumu" yaklaşımı yeterli değil. Ülke bazlı yükümlülüklerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyor.
Latin Amerika ve Okyanusya:
Bölgesel Uyum Sistemleri Güçleniyor
Latin Amerika'da Arjantin, Brezilya, Şili ve Peru tarafındaki gelişmeler; kozmetik ürünler, pestisitler, tarım kimyasalları, elektronik ürünlerde tehlikeli maddeler ve genel kimyasal güvenlik yönetimi alanlarında daha sistematik bir düzenleyici yapıya geçildiğini gösteriyor.
Okyanusya tarafında ise Avustralya'nın AICIS sınıflandırma rehberlerindeki güncellemeleri ve Yeni Zelanda'nın tehlikeli maddeler raporlama/bildirim portalı, dijital ve risk temelli kimyasal yönetim sistemlerinin güçlendiğine işaret ediyor.
Bu gelişmeler, kimyasal ürünlerin küresel pazarlarda artık daha fazla veri, daha fazla beyan ve daha fazla izlenebilirlik gerektirdiğini ortaya koyuyor.
Expert PSR Değerlendirmesi
2026'nın ilk yarısındaki gelişmeler, kimyasal mevzuat uyumunun artık reaktif bir doküman hazırlama işi olmaktan çıktığını net şekilde gösteriyor.
Şirketlerin yalnızca mevcut SDS ve etiketlerini güncellemesi yeterli değil. Ürün portföyü, hammadde tedarik zinciri, ülke bazlı kayıt yükümlülükleri, kısıtlı madde riskleri, müşteri beyan süreçleri ve sürdürülebilirlik beklentileri birlikte yönetilmek zorunda.
Önümüzdeki dönemde rekabet avantajı, mevzuata son dakikada uyum sağlamaya çalışan firmalarda değil; kimyasal envanterini bilen, kritik maddelerini önceden tespit eden, tedarikçi verisini kontrol eden ve pazar bazlı yükümlülüklerini düzenli şekilde takip eden firmalarda olacak.
Expert PSR olarak firmalara önerimiz net:
2026'nın ikinci yarısına girmeden önce kimyasal envanterinizi, SDS/GBF ve etiket altyapınızı, KKDİK durumunuzu, PFAS/SVHC risklerinizi ve hedef pazar yükümlülüklerinizi yeniden gözden geçirin.
Regülasyonlar beklemez.
Uyumu son tarihe bırakmak artık yalnızca idari bir risk değil; tedarik, satış, müşteri kaybı ve pazar erişimi riski anlamına gelir.