Eğitim Var, Prosedür Var… Peki Neden Güvenlik Performansı Hâlâ Değişmiyor?

20.09.2026

Bir işletmede iş sağlığı ve güvenliği veya proses güvenliği sisteminin varlığını göstermek genellikle zor değildir.

Eğitim kayıtları vardır. Prosedürler hazırlanmıştır. İşbaşı güvenlik konuşmaları yapılır. Risk değerlendirmeleri tamamlanmıştır. HAZOP çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Ramak kala bildirim sistemi kurulmuştur. Denetimler yapılır ve performans göstergeleri takip edilir.

Bütün bunlar önemlidir.

Ancak asıl soru şudur:

Bu çalışmalar işletmenin günlük çalışma ve karar alma biçimini gerçekten değiştirdi mi?

Çünkü bir güvenlik sisteminin belgelerde bulunması ile organizasyonun o sistemi gerçekten uygulaması aynı şey değildir.

Son yıllarda yayımlanan çalışmalar, güvenlik performansının yalnızca eğitim, prosedür veya denetim sayısıyla açıklanamayacağını; güvenlik iklimi, güvenlik kültürü ve yönetimin günlük davranışlarının da önemli olduğunu gösteriyor.

Güvenlik iklimi neden önemli?

Lino, Budiyanto ve Agustedi tarafından 2026 yılında palmiye yağı işleme sektöründe gerçekleştirilen araştırmada, güvenlik iklimi ile güvenlik performansı arasında olumlu ve anlamlı bir ilişki raporlandı.

Çalışmada özellikle yönetimin güvenliğe bağlılığı ön plana çıkıyor.

Bu aslında oldukça önemli bir ayrım.

Çalışanlar bir şirketin güvenliğe ne kadar önem verdiğini yalnızca politika dokümanlarından veya eğitimlerden anlamaz.

Yönetimin;

üretim baskısı olduğunda,

bir proses sapması ortaya çıktığında,

bir çalışan işi durdurduğunda

veya güvenlikle ilgili kötü bir haber geldiğinde

nasıl davrandığına da bakar.

Aynı çalışmada güvenlik liderliğinin beklenen güçlendirici etkiyi her durumda göstermediği de raporlanıyor. Araştırmacılar üretim baskısı, yetersiz rol model olma ve iletişim sorunları gibi faktörleri bu sonuçla ilişkilendiriyor.

Buradan "liderlik güvenliği olumsuz etkiler" sonucu çıkarılmamalıdır.

Daha doğru soru şudur:

Yönetimin güvenlik konusunda söyledikleri ile gerçek operasyon sırasında yaptıkları ne kadar tutarlı?

Eğitim ve iletişim neden her zaman yeterli olmuyor?

Oktaviani, Ilmi ve Adhimursandi tarafından 2026 yılında gerçekleştirilen başka bir çalışma ise güvenlik eğitimi, güvenlik iletişimi, güvenlik kültürü ve güvenlik performansı arasındaki ilişkiyi inceliyor.

Araştırmanın temel bulgusu dikkat çekici.

Güvenlik eğitimi ve güvenlik iletişimi, güvenlik kültürünün gelişmesiyle ilişkili bulunuyor. Güvenlik kültürü de güvenlik performansıyla güçlü biçimde ilişkili.

Ancak eğitim ve iletişimin güvenlik performansı üzerindeki doğrudan etkileri aynı şekilde gösterilemiyor. Araştırmacılar, etkinin büyük ölçüde güvenlik kültürü üzerinden ortaya çıktığını değerlendiriyor.

Bu sonuç:

"Güvenlik eğitimi işe yaramıyor."

anlamına gelmiyor.

Tam tersine daha önemli bir noktayı gösteriyor:

Eğitim vermek ile eğitimin organizasyonun günlük davranışlarına dönüşmesini sağlamak aynı şey değildir.

Bir çalışan eğitimde doğru cevabı verebilir.

Prosedürü biliyor olabilir.

Tehlikeyi tanıyabilir.

Ancak gerçek operasyon sırasında üretim baskısı, zaman baskısı veya yönetimin davranışı başka bir mesaj veriyorsa, eğitimde anlatılan ile sahada uygulanan birbirinden uzaklaşabilir.

İşte güvenlik kültürü bu noktada kritik hale gelir.

Belgelenmiş güvenlik ile uygulanan güvenlik aynı şey değildir

Proses güvenliği açısından konuyu daha somut bir şekilde ifade etmek mümkün:

Belgelenmiş güvenlik ≠ Uygulanan güvenlik

Bir işletmenin oldukça güçlü görünen bir güvenlik yönetim sistemi olabilir.

HAZOP tamamlanmıştır.

Değişiklik yönetimi prosedürü hazırlanmıştır.

Çalışma izin sistemi kurulmuştur.

Standart işletme prosedürleri günceldir.

Eğitimler tamamlanmıştır.

Ramak kala bildirim sistemi çalışmaktadır.

Denetim aksiyonları takip edilmektedir.

Bütün bunlar gereklidir.

Ancak işletmenin gerçek güvenlik performansını anlamak için başka sorular da sormak gerekir.

Üretim baskısı olduğunda operatör gerçekten işi durdurabiliyor mu?

Bir çalışan tehlikeli bir durumu bildirdiğinde destekleniyor mu, yoksa üretimi geciktiren kişi olarak mı görülüyor?

HAZOP sırasında belirlenen kritik aksiyonlar gerçekten uygulanıyor mu, yoksa yalnızca takip tablosunda "kapandı" olarak mı işaretleniyor?

Geçici bir proses bypass'ı zaman içinde normal çalışma biçimine mi dönüşüyor?

Bir değişiklik gerçekten değişiklik yönetimi sürecinden geçiriliyor mu, yoksa karar verildikten sonra dokümantasyonu mu tamamlanıyor?

Ramak kala bildirimleri gerçekten öğrenme fırsatı olarak mı değerlendiriliyor, yoksa yalnızca bir performans göstergesi oluşturmak için mi toplanıyor?

Bir organizasyonun gerçek güvenlik kültürü çoğu zaman bu soruların cevaplarında ortaya çıkar.

Güvenlik faaliyeti ile güvenlik kapasitesi arasındaki fark

Bir başka önemli ayrım da güvenlik faaliyeti ile güvenlik kapasitesi arasındadır.

Bir işletme çok sayıda eğitim gerçekleştirebilir, yüzlerce saha denetimi yapabilir, onlarca HAZOP tamamlayabilir ve düzenli işbaşı güvenlik konuşmaları gerçekleştirebilir.

Bunların tamamı önemlidir.

Ancak bu göstergeler çoğunlukla bize ne kadar faaliyet yapıldığını anlatır.

Daha önemli olan ise şu sorudur:

Bu faaliyetler organizasyonun tehlikeleri erken fark etme, sapmaları yönetme, gerektiğinde işi durdurma, kötü haberi yönetime taşıma ve yaşanan olaylardan öğrenme kapasitesini gerçekten geliştirdi mi?

Eğer geliştirmediyse, çok sayıda güvenlik faaliyeti gerçekleştirilmiş olabilir; ancak aynı ölçüde güçlü bir güvenlik kapasitesi oluşturulmamış olabilir.

Belki de farklı sorular sormalıyız

"Bu yıl kaç saat güvenlik eğitimi verdik?" önemli bir göstergedir.

Ancak bunun yanında:

"Eğitimden sonra sahada hangi davranış değişti?"

sorusu da sorulmalıdır.

"HAZOP tamamlandı mı?" sorusunun yanında:

"HAZOP sonucunda hangi kritik risk gerçekten azaltıldı?"

sorusu yer almalıdır.

"Ramak kala bildirim sistemimiz var mı?" sorusunun yanında:

"Çalışanlar kötü haberi korkmadan paylaşabiliyor mu?"

sorusu sorulmalıdır.

Ve belki de en kritik soru:

Üretim, zaman veya maliyet ile güvenlik çatıştığında organizasyon gerçekte hangisini önceliklendiriyor?

Güvenlik kültürü ne zaman görünür hale gelir?

Bir işletmenin güvenlik kültürü yalnızca prosedürleri okuyarak anlaşılamaz.

Güvenlik kültürü özellikle;

üretim baskısı arttığında,

ekipman arızalandığında,

beklenmeyen bir proses sapması meydana geldiğinde,

bir çalışan işi durdurduğunda

veya kötü bir haber üst yönetime ulaştığında

görünür hale gelir.

Çünkü çalışanlar organizasyonun gerçek önceliklerini yalnızca söylenenlerden değil, karar anlarında verilen tepkilerden öğrenir.

Bu nedenle güvenlik kültürünü basitçe şöyle ifade etmek mümkün olabilir:

Bir organizasyonun hedefler çatıştığında güvenlik konusunda nasıl davrandığı.

Sonuç

Eğitim gereklidir.

Prosedür gereklidir.

Denetim gereklidir.

İletişim gereklidir.

Liderlik gereklidir.

Ancak bunların hiçbiri yalnızca mevcut olmakla etkili hale gelmez.

Güncel araştırmalar ile daha yerleşik güvenlik literatürü birlikte değerlendirildiğinde ortak bir mesaj ortaya çıkıyor:

Eğitim bilgi oluşturur. İletişim farkındalık yaratır. Liderlik öncelikleri görünür hale getirir. Güvenlik kültürü ise bunların günlük davranışlara ve kararlara dönüşüp dönüşmediğini belirler.

Bu nedenle bir işletmenin güvenlik kültürünü anlamak için yalnızca kaç eğitim verdiğine veya kaç denetim yaptığına değil, şu soruya da bakmak gerekir:

Güvenlik ile üretim, zaman veya maliyet çatıştığında organizasyon gerçekte hangi kararı veriyor?

Proses güvenliği açısından asıl sınav çoğu zaman burada başlar.

Kaynaklar

Lino, R., Budiyanto & Agustedi. (2026). The Impact of Safety Climate and Safety Participation on Employee Safety Performance with Transformational Leadership as a Moderator in the Palm Oil Sector. International Journal of Management Analytics, 4(3), 443–452. DOI: 10.59890/ijma.v4i3.32.

Oktaviani, D. F., Ilmi, Z. & Adhimursandi, D. (2026). The Influence of Safety Training and Safety Communication on Safety Performance: The Mediating Role of Safety Culture. International Journal of Scientific Multidisciplinary Research, 4(7), 1143–1162. DOI: 10.55927/ijsmr.v4i7.97.

Zohar, D. (1980). Safety Climate in Industrial Organizations: Theoretical and Applied Implications. Journal of Applied Psychology, 65(1), 96–102.

Griffin, M. A. & Neal, A. (2000). Perceptions of Safety at Work: A Framework for Linking Safety Climate to Safety Performance, Knowledge, and Motivation. Journal of Occupational Health Psychology, 5(3), 347–358.

Christian, M. S., Bradley, J. C., Wallace, J. C. & Burke, M. J. (2009). Workplace Safety: A Meta-analysis of the Roles of Person and Situation Factors. Journal of Applied Psychology, 94(5), 1103–1127.

Clarke, S. (2013). Safety Leadership: A Meta-analytic Review of Transformational and Transactional Leadership Styles as Antecedents of Safety Behaviours. Journal of Occupational and Organizational Psychology, 86(1), 22–49.

Naji, G. M. A., Isha, A. S. N., Alazzani, A., Saleem, M. S. & Alzoraiki, M. (2022). Assessing the Mediating Role of Safety Communication Between Safety Culture and Employees Safety Performance. Frontiers in Public Health, 10, 840281.

Share
WhatsApp ile İletişim