KKDİK’te 30 Eylül 2026 Öncesi Kritik Kontrol

01.09.2026

KKDİK'te 30 Eylül 2026 Öncesi Kritik Kontrol: Tek Temsilci, LoA, Bireysel Geçici Kayıt ve Ön-MBDF

30 Eylül 2026 yaklaşırken firmaların artık yalnızca "KKDİK kapsamında bir işlem yaptık mı?" sorusuna değil, her bir madde için kayıt statüsünün gerçekten hukuken ve operasyonel olarak güvence altına alınıp alınmadığına bakması gerekiyor.

Özellikle ithalatçı firmalarda son dönemde dört konu öne çıkıyor:

Tek Temsilci (Only Representative – OR) yapısının doğruluğu, Türk ithalatçının gerçekten OR kapsamında olup olmadığı, LoA/Lider Kayıt Ettiren süreçleri sonuçlanmadığında bireysel geçici kayıt seçeneğinin değerlendirilmesi ve Ön-MBDF numarasının gerçek kayıt statüsüyle karıştırılmaması.

Bu konular birbirinden bağımsız görünse de aslında aynı temel soruya bağlanıyor:

30 Eylül 2026 sonrasında firmanız ithal veya imal ettiği her madde için KKDİK kapsamındaki kayıt durumunu belgeleyebilecek mi?

Bu yazıda söz konusu dört başlığı KKDİK Yönetmeliği ve Bakanlığın güncel uygulama açıklamaları çerçevesinde ele alıyoruz.

1. Önce temel kural: "Kayıt yoksa piyasa yok"

KKDİK Yönetmeliğinin temel prensibi Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde ortaya konulmaktadır.

Kayıt yükümlülüğü kapsamına giren bir maddenin Yönetmelikte öngörülen şekilde kayıt ettirilmeden imal edilmesi veya piyasaya arz edilmesi mümkün değildir.

Bunun devamında Madde 7, genel olarak yıllık 1 ton veya üzerindeki miktarlarda kendi halinde veya karışım içerisinde madde imal eden veya ithal eden tarafların kayıt yükümlülüğünü düzenlemektedir.

Dolayısıyla KKDİK açısından temel değerlendirme şu sırayla yapılmalıdır:

Madde nedir? → Yıllık tonaj nedir? → Firmanın tedarik zincirindeki rolü nedir? → Muafiyet bulunuyor mu? → Kayıt yükümlüsü kim? → Kayıt hangi mekanizmayla karşılanıyor?

Bu zincirin herhangi bir noktasının belirsiz olması, özellikle 30 Eylül 2026 yaklaşırken ayrıca değerlendirilmesi gereken bir uyum riski yaratmaktadır.

2. "Yurt dışındaki tedarikçimizin OR'si var" demek neden tek başına yeterli değil?

İthalatçı firmalarda karşılaştığımız en yaygın ifadelerden biri şudur:

"Tedarikçimizin Türkiye'de Tek Temsilcisi var, dolayısıyla KKDİK açısından sorunumuz yok."

Bu ifade doğru olabilir.

Ancak bunu doğrulayabilmek için yalnızca OR'nin bulunması yeterli değildir.

Tek Temsilciyi kim atayabilir?

KKDİK Yönetmeliğinin 9 uncu maddesi, Tek Temsilci sisteminin hukuki temelini oluşturmaktadır.

Madde 9(1) kapsamında Türkiye dışında yerleşik olup;

madde imal eden,

karışım hazırlayan/formüle eden veya

eşya üreten

bir gerçek veya tüzel kişi, KKDİK kapsamındaki ithalatçı yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla Türkiye'de yerleşik bir gerçek veya tüzel kişiyi Tek Temsilci olarak atayabilir.

Burada önemli bir detay bulunmaktadır:

Salt trader veya distribütör Madde 9(1)'de sayılan taraflar arasında değildir.

Bu nedenle yalnızca ticari aracılık yapan, ürünü bir üreticiden alarak Türkiye'ye satan yabancı bir trader veya distribütörün sadece trader/distribütör sıfatıyla Tek Temsilci atayabileceğini varsaymak doğru değildir.

Ancak burada da aşırı genelleme yapılmamalıdır.

Bir şirket ticari zincirde "trader" olarak anılıyor olsa bile aynı zamanda söz konusu maddenin imalatçısı, karışım formülatörü veya eşya üreticisi niteliğine de sahip olabilir.

Dolayısıyla doğru soru:

"Bu firma trader mı?"

değil;

"OR atamasını yapan yabancı tüzel kişinin KKDİK Madde 9 kapsamındaki hukuki rolü nedir?"

olmalıdır.

3. Generic "KKDİK compliant" yazıları neden yeterli olmayabilir?

Tedarikçilerden sıklıkla şu tür ifadeler içeren yazılar alınmaktadır:

"KKDİK compliant"

"OR appointed"

"Covered by our Only Representative"

"Registration process is ongoing"

Bunlar faydalı tedarikçi beyanlarıdır.

Ancak tek başına firmanın tüm KKDİK riskini kapattığını göstermeyebilir.

Çünkü KKDİK açısından asıl önemli olan yalnızca bir OR'nin varlığı değil, tedarik zincirinin doğru şekilde OR yapısına bağlanmış olmasıdır.

KKDİK Madde 9(2) kapsamında Tek Temsilcinin temsil ettiği maddelerin ithal edilen miktarlarına ve müşterilere ilişkin bilgileri güncel şekilde takip etmesi gerekmektedir.

Madde 9(3) ise Tek Temsilci atayan Türkiye dışındaki tarafın aynı tedarik zincirinde bulunan ithalatçıları bu atama konusunda bilgilendirmesini düzenlemektedir.

Bu nedenle firma içinde kurulması gereken kontrol zinciri şu şekilde olmalıdır:

Yabancı üretici/formülatör → Tek Temsilci → Madde → CAS/EC → Türk ithalatçı → İthal edilen tonaj

Sadece;

Yabancı tedarikçi → OR var

kontrolü yeterli değildir.

Özellikle birden fazla üretici, trader, distribütör ve Türk ithalatçının bulunduğu karmaşık tedarik zincirlerinde bu ayrım kritik hale gelmektedir.

4. OR varsa Türk ithalatçının yükümlülüğü tamamen ortadan kalkar mı?

Uygun şekilde atanmış bir Tek Temsilci, temsil ettiği yabancı üretici/formülatör/eşya üreticisi için KKDİK kapsamındaki ilgili ithalatçı kayıt yükümlülüklerini üstlenebilir.

Ancak bunun için Türkiye'deki ithalatçının gerçekten ilgili OR yapısının kapsamına dahil edilmiş olması gerekir.

Bu nedenle ithalatçının kendi uyum dosyasında en azından şu ilişkileri doğrulayabilecek belge ve kayıtları tutması önemlidir:

Yabancı üreticinin kimliği, Tek Temsilcinin kimliği, kapsanan madde veya maddeler, Türk ithalatçının kapsamı ve ilgili ithalat miktarları.

Özellikle "tedarikçimizin OR'si var" beyanına dayanarak yıllarca ithalat yapan firmalarda bu yapının yeniden kontrol edilmesi faydalı olacaktır.

Çünkü OR'nin bulunması ile belirli bir Türk ithalatçının belirli bir maddede ve ilgili tonajda kapsanması aynı hukuki soru değildir.

5. LoA nedir ve neden 30 Eylül yaklaşırken kritik hale geliyor?

Aynı maddenin birden fazla firma tarafından kayıt ettirilmesi durumunda KKDİK'in temel yaklaşımı "tek madde – tek kayıt" prensibidir.

Kayıt ettirenlerin veri paylaşımı yapması ve belirli bilgileri ortak sunması beklenmektedir.

Burada uygulamada sıklıkla Letter of Access – LoA mekanizması kullanılmaktadır.

LoA, basitleştirilmiş ifadeyle, başka bir tarafın sahip olduğu veya kullanım hakkını kontrol ettiği belirli çalışma/verilere kayıt amacıyla atıfta bulunma hakkının ticari ve hukuki olarak düzenlenmesini sağlayan araçlardan biridir.

Ancak LoA'nın satın alınmış olması tek başına "KKDİK kaydı tamamlandı" anlamına gelmediği gibi, LoA görüşmelerinin sonuçlanmamış olması da her durumda firmanın 30 Eylül'e kadar hiçbir işlem yapamayacağı anlamına gelmez.

Burada bireysel geçici kayıt mekanizması önem kazanmaktadır.

6. Bireysel geçici kayıt neden gündeme geldi?

KKDİK Yönetmeliğinin uygulanmasına ilişkin yeni dönem, 5 Ağustos 2025 tarihinde yürürlüğe giren KKDİK Yönetmeliğinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar ile şekillenmiştir.

Bakanlık, 3 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilen Kimyasallar Danışma Grubu toplantısında, özellikle lider firma belirlenmesinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle geçici kayıt süreçlerinin bireysel olarak da yürütülmesinin hızlı ve etkin bir çözüm olacağına karar verildiğini açıklamıştır.

Bakanlığın açıklamasına göre:

Bireysel geçici kayıt dosyası, gerekçesi açıkça belirtilmek suretiyle KKS üzerinden gönderilebilmektedir.

Bakanlık aynı açıklamada bireysel geçici kayıtlar açısından 30 Eylül 2026 tarihini açık şekilde vurgulamıştır.

Bu gelişme özellikle Lider Kayıt Ettiren yapısının henüz kurulmadığı, ortak kayıt sürecinin ilerlemediği veya uygulamada ciddi gecikmeler bulunan maddeler açısından önemli bir çözüm mekanizması yaratmıştır.

7. "LoA yoksa bireysel geçici kayıt yapılır" demek doğru mu?

Bu cümleyi bu kadar kategorik kurmak doğru değildir.

Daha doğru ifade şudur:

LoA, Lider Kayıt Ettiren veya ortak kayıt süreci sonuçlanmamış maddelerde bireysel geçici kayıt seçeneğinin uygulanabilirliği madde bazında değerlendirilmelidir.

Neden?

Çünkü bireysel geçici kayıt ile veri kullanım hakları aynı konu değildir.

Bir firmanın geçici kayıt dosyasını bireysel olarak gönderebilmesi, üçüncü kişilere ait çalışma ve verileri herhangi bir kullanım hakkı olmaksızın dosyasına dahil edebileceği anlamına gelmez.

KKDİK kapsamında veri paylaşımı ve çalışma verilerine atıf haklarına ilişkin yükümlülükler varlığını korumaktadır.

Bakanlığın Veri Paylaşımı Rehberi de ortak sunumdan ayrılan kayıt ettirenlerin veri paylaşımı yükümlülüklerinin tamamen ortadan kalkmadığını açık şekilde ortaya koymaktadır.

Dolayısıyla bireysel geçici kayıt:

"LoA artık gerekmiyor"

veya

"veri paylaşımı yükümlülüğü sona erdi"

anlamına gelmez.

Bireysel geçici kayıt ile nihai veri paylaşımı ve kayıt stratejisini birbirinden ayırmak gerekir.

8. KKDİK Madde 12 burada ne söylüyor?

KKDİK Yönetmeliğinin 12 nci maddesi, aynı maddeye ilişkin bilgilerin ortak sunulması prensibini düzenlerken belirli durumlarda bazı bilgilerin ayrı olarak sunulabilmesine de izin vermektedir.

Madde 12(3) kapsamında özetle;

ortak sunuma erişimin orantısız maliyet yaratması,

ortak sunumun ticari açıdan hassas bilgilerin açıklanmasına ve önemli ticari zarara neden olabilecek olması veya

sunulacak bilgilerin seçimi konusunda anlaşmazlık bulunması

gibi belirli durumlarda ayrı sunum imkânı bulunmaktadır.

Ancak bu istisnanın gerekçelendirilmesi gerekir.

Burada önemli bir hukuki ayrım yapılmalıdır:

Madde 12 kapsamındaki ortak sunumdan ayrılma ile 2026 yılında Bakanlığın açtığı bireysel geçici kayıt mekanizmasını tamamen aynı şey gibi değerlendirmek doğru değildir.

Madde 12, KKDİK'in ortak kayıt ve ortak bilgi sunumuna ilişkin genel hukuki yapısındaki ayrılma koşullarını düzenlemektedir.

Bireysel geçici kayıt ise Bakanlığın güncel geçici kayıt uygulaması kapsamında, özellikle sürecin 30 Eylül 2026'ya kadar ilerletilebilmesi amacıyla kullanılan uygulama mekanizmasıdır.

Bununla birlikte her iki yapı açısından da ortak nokta açıktır:

Dosyanın neden ayrı/bireysel şekilde yürütüldüğünün teknik ve hukuki olarak gerekçelendirilmesi önemlidir.

9. Ön-MBDF numarası neden kayıt numarasıyla karıştırılmamalı?

Firmalarda gördüğümüz önemli risklerden biri de yıllar önce gerçekleştirilen Ön-MBDF bildiriminin gerçek kayıtla karıştırılmasıdır.

Bir maddenin Ön-MBDF sürecine dahil edilmiş olması, aynı madde için kayıt dosyasının Bakanlığa sunulup kayıt yükümlülüğünün tamamlandığını göstermez.

Ön-MBDF esas olarak aynı maddeyi kayıt ettirmeyi planlayan tarafların birbirlerini bulmasına ve veri paylaşımı/ortak kayıt süreçlerinin yürütülmesine hizmet eden hazırlık aşamasıdır.

Nitekim Bakanlığın kayıt rehberlerinde aynı maddeyi imal veya ithal eden tarafların KKS üzerinden Ön-MBDF bildirimi yaptıktan sonra diğer potansiyel kayıt ettirenlerle iletişime geçerek madde tanımlama, veri oluşturma ve nihayetinde kayıt dosyasını KKS üzerinden Bakanlığa sunma sürecine ilerlemesi gerektiği açıklanmaktadır.

Dolayısıyla:

Ön-MBDF yapılmış olması = kayıt tamamlanmış olması değildir.

Bu ayrım 30 Eylül 2026 yaklaşırken kritik hale gelmektedir.

10. 30 Eylül 2026'ya kadar firmalar neyi tamamlamalı?

Bakanlığın 3 Mart 2026 tarihli açıklamasında bireysel geçici kayıtların son tarihi 30.09.2026 olarak açıkça ifade edilmiştir.

Bu nedenle firmaların Eylül ayını yeni bir KKDİK projesine başlama dönemi olarak değil, mevcut portföydeki açıkları kapatma dönemi olarak değerlendirmesi daha doğru olacaktır.

Burada özellikle kayıt süreci yalnızca mevzuat departmanına bırakılmamalıdır.

Satın alma, dış ticaret, tedarik zinciri, ürün güvenliği ve ilgili teknik birimlerin birlikte çalışması gerekir.

Çünkü bir madde için kayıt dosyasının teknik olarak hazırlanması ile firmanın gerçek tedarik zincirinin doğru şekilde kayıt altına alınması farklı işlerdir.

11. 30 Eylül öncesinde yapılması gereken KKDİK kontrolü

Firmaların kendi kimyasal portföylerini CAS/EC bazında aşağıdaki kontrol mantığıyla gözden geçirmesini öneriyoruz:

1. Madde kimliğini doğrulayın.
CAS ve EC numarası, madde adı, bileşim ve gerekli ise UVCB kimliği doğru mu?

2. Yıllık tonajı kontrol edin.
İmalat veya ithalat miktarı kayıt yükümlülüğü açısından hangi tonaj bandında?

3. Firmanın rolünü belirleyin.
İmalatçı mı, ithalatçı mı, alt kullanıcı mı? İthalat OR kapsamında mı?

4. OR kullanılıyorsa atama zincirini inceleyin.
OR'yi atayan yabancı taraf gerçekten KKDİK Madde 9 kapsamında imalatçı, formülatör veya eşya üreticisi mi?

5. Türk ithalatçının kapsamını doğrulayın.
Sadece OR'nin bulunmasına değil, ilgili ithalatçının, maddenin ve tonajın kapsamına bakın.

6. Lider Kayıt Ettiren ve ortak kayıt durumunu kontrol edin.
Lider belli mi? Ortak kayıt ilerliyor mu? Dosyanın gerçekten tamamlanabileceği öngörülüyor mu?

7. LoA durumunu kontrol edin.
LoA alınmış mı, teklif mi bekleniyor, veri paylaşımı konusunda anlaşmazlık mı var?

8. Bireysel geçici kayıt ihtiyacını değerlendirin.
Ortak süreç ilerlemiyorsa veya Lider sorunu bulunuyorsa Bakanlığın bireysel geçici kayıt mekanizmasının uygulanabilirliğini değerlendirin ve gerekçeyi kayıt altına alın.

9. Ön-MBDF ile gerçek kayıt statüsünü ayırın.
Firmanın elindeki numaranın ne olduğunu teyit edin.

10. KKS ve kayıt kanıtlarını kontrol edin.
Başvurunun durumu, kayıt numarası, OR kapsamı, tedarikçi bilgileri ve ilgili yazışmalar kurumsal dosyada tutulmalı.

12. Özellikle ithalatçı firmalar açısından en büyük risk nedir?

İthalatçı firmalar açısından en büyük risk yalnızca "kaydımız yok" durumu değildir.

Daha zor fark edilen risk şudur:

Firma kayıt kapsamında olduğunu düşünüyor fakat dayandığı kayıt yapısı gerçekte kendi ithalatını kapsamıyor.

Örneğin yabancı trader "OR'miz var" diyebilir.

Ancak OR başka bir üreticinin kaydı için atanmış olabilir.

Türk ithalatçı OR kapsamına hiç bildirilmemiş olabilir.

İthal edilen maddenin kaydı farklı bir madde kimliği üzerinden yapılmış olabilir.

İthalat miktarı ilgili kapsamla uyuşmuyor olabilir.

Veya firmanın elindeki numara yalnızca Ön-MBDF numarası olabilir.

Dolayısıyla KKDİK uyumu açısından belgenin varlığı kadar belgenin neyi kapsadığı da önemlidir.

13. LoA beklemek ne zaman ticari riske dönüşür?

LoA ve veri paylaşımı görüşmeleri KKDİK sisteminin doğal bir parçasıdır.

Ancak belirli bir noktadan sonra sürecin devam ediyor olması tek başına yeterli değildir.

Özellikle 30 Eylül yaklaşırken firma şu soruya cevap vermelidir:

"Bu süreç sonuçlanmazsa alternatif planımız nedir?"

Alternatif planın bireysel geçici kayıt olup olmayacağı ise her madde için ayrı değerlendirilmelidir.

Burada firmanın yalnızca mevzuat uyumunu değil tedarik sürekliliğini de düşünmesi gerekir.

Üretimi durdurabilecek kritik bir hammaddenin kaydı ile kolaylıkla ikame edilebilecek düşük hacimli bir yardımcı kimyasalın riski aynı değildir.

Bu nedenle KKDİK portföyünün ticari önem açısından da önceliklendirilmesi gerekir.

14. "Bireysel geçici kayıt yaptık, dosya kapandı" yaklaşımı da yanlış

Bireysel geçici kayıt önemli bir geçiş mekanizmasıdır.

Ancak nihai hedef değildir.

Bireysel geçici kayıt yapılması;

nihai kayıt gerekliliklerini,

veri paylaşımı hükümlerini,

gerekli çalışma verilerinin oluşturulmasını,

veri kullanım haklarını veya

ortak kayıt yapısına ilişkin sonraki yükümlülükleri

otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle firma içinde iki ayrı takip yapılmalıdır:

30 Eylül 2026 uyum planı ve nihai KKDİK kayıt stratejisi.

Birincisi acil piyasa erişimi ve geçiş dönemini yönetirken, ikincisi maddenin uzun vadeli kayıt dosyasının sürdürülebilirliğini sağlamalıdır.

Sonuç: Eylül ayında soru artık "başladık mı?" değil, "kapattık mı?" olmalı

KKDİK süreci uzun zamandır Türkiye kimya sektörünün gündeminde.

Ancak 30 Eylül 2026 yaklaşırken firmaların aynı dosyalara tekrar tekrar "çalışılıyor" statüsü vermesi yeterli olmayacaktır.

Özellikle dört alanın açık şekilde kontrol edilmesi gerekiyor:

Tek Temsilci yapısı doğru mu?

Türk ithalatçı gerçekten OR kapsamında mı?

LoA/Lider süreci sonuçlanmadıysa alternatif kayıt stratejisi oluşturuldu mu?

Firmanın elindeki numara Ön-MBDF numarası mı, yoksa geçici/tam kayıt statüsünü gösteren gerçek kayıt numarası mı?

Bugün yapılması gereken çalışma yeni tablolar oluşturmak değil, her maddenin durumunu CAS bazında kesinleştirmektir.

Firmaların 30 Eylül öncesinde ulaşması gereken hedef basit şekilde şöyle ifade edilebilir:

Her bir kapsam içi madde için ya uygun kayıt statüsünü belgeleyebilmek ya da kayıt yükümlülüğünün neden bulunmadığını teknik ve hukuki olarak ortaya koyabilmek.

KKDİK açısından gerçek uyum, yalnızca KKS'ye veri girmekten ibaret değildir.

Madde, tonaj, tedarikçi, yabancı üretici, Tek Temsilci, Türk ithalatçı ve kayıt numarasının birbirleriyle tutarlı ve belgelenebilir olması gerekir.

Mevzuat ve resmî kaynaklar

Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hakkında Yönetmelik (KKDİK)
23 Haziran 2017 tarihli ve 30105 mükerrer sayılı Resmî Gazete.
Özellikle: Madde 6, Madde 7, Madde 9, Madde 11 ve Madde 12.

KKDİK Yönetmeliğinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı – 5 Ağustos 2025.

Kimyasallar Danışma Grubu Toplantısı – 3 Mart 2026
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı.
Bireysel geçici kayıt mekanizmasının uygulanması ve 30 Eylül 2026 tarihi.

KKDİK Veri Paylaşımı Rehberi
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı.

Kayıt ve PPORD Dosyalarının Hazırlanması Rehberi
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı.

Expert PSR Danışmanlık

KKDİK kayıt süreçlerinde firmaların madde portföylerini CAS/EC, tonaj, tedarikçi, Tek Temsilci, ithalatçı, Lider Kayıt Ettiren, LoA ve kayıt statüsü bazında değerlendiriyor; açık noktaların belirlenmesi ve uygun kayıt stratejisinin oluşturulması konusunda destek sağlıyoruz.

30 Eylül 2026 öncesinde yapılacak doğru çalışma, yalnızca kayıt dosyasını tamamlamak değil; firmanın tedarik sürekliliğini güvence altına almaktır.

Share
WhatsApp ile İletişim